Sitemizden Yararlanmak İçin Üye Olunuz !!!
Pozitif Seyir



 
AnasayfaİletişimTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Mehter Nedir | Mehterin Tarihi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
hsn25
™Pozitif Seyir™
™Pozitif Seyir™



Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok

Kayıt tarihi : 11/08/10

<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 460

<b>Nerden</b> Nerden : istanbul

<b>Yaş</b> Yaş : 25

Cinsiyet : Erkek
Ruh Halim : Komik

Tuttuğu Takım : FenerBahçeli


MesajKonu: Mehter Nedir | Mehterin Tarihi   C.tesi Ağus. 14, 2010 11:20 am

Mehter Nedir?


<blockquote>Mehter
dost, sevgi, birlik ve kahramanlık ocağıdır. Mehteri kendine has
özellikleri ile korumak yaşatmak gelecek nesil'e bırakmak her Türk'ün
görevidir. Mehter; mızıkacı, çadırcı, kavas gibi muhtelif manalarda
kullanılmış bir tabirdir Mehter Farsça "
Mehter" kelimesinin Osmanlılarca Ulu-Büyük manasına gelen bir kelimesinden alınmıştır. Dilimizde bu kelimenin Arapçalaştırılmış şekillerinden " Mehter" kullanılmaktadır.


</blockquote>











Mehterin Önemi

<blockquote>Bu
konuyla ilgili Evliya Çelebi'nin, Sultan 4.Murat devrinde büyük bir
ordu olayını Şöyle anlatır. "Mimarların mı, yoksa mehterlerin mi alayda
önceliği konusunda karar verilemez. Bu hususda görüşmek üzere Mimarbaşı
ile Mehterbaşı Sultan Murat'ın huzuruna çıkarlar; Mimarbaşı başlar söze:
Padişahım! Mehterler pirsiz esnaf olup Cemşid sanatını tutmuş bir alay
Deccal kavmidir, biz padişahımıza saraylar, selâtin camileri, köprüler
yaparız, İslam ordusunda lüzumumuz, hizmetimiz vardır; elbet
mehterlerden evvel geliriz! Der.


Bunun üzerine mehterbaşı da şu iddiada bulunur;




Padişahım!
Hangi bir tarafa gitseniz mehabet, şevket, salâbet ve şöhretiniz için,
dosta düşmana karşı davul, kudüm, nefir döverek gitmeniz lazımdır. Cenk
Meydanlarında gaziler cenge salmak için köslere biz tokmak çalarız ve
askeri şevke getirip biz kaldırırız, padişahımız bir şeye üzülse
huzurunda oniki makam, yirmi dört şube, yirmi dört sul, kırk sekiz
terkip musiki faslı edip, padişahımızı neşelendiririz. Eski hükema; saz
ve söz hanende, âdemin gönlüne safa verir, demişler. Biz de ruha gıda
verir esnafız. Bahusus ki nerede Resulullah'ın âlemi olsa, orada dabl-ı
Al-i Osman bulunmak gerekir...




Bunun üzerine Sultan 4.Murat, mehterlerin mimarlardan evvel geçmesini irade buyurur...



</blockquote>











İstanbul'un Fethinde Mehter

<blockquote>
Fatih Sultan Mehmet, Fethin devam ettiği bir sabah şafakla beraber
topçularının yanına gitti. Toplar atılırken, Okmeydanı'na dolmuş
binlerce ulema, hep bir ağızdan tekbir getirmeye başladılar. Yüzlerce
davul ve zurnadan oluşan devasa bir mehteran düşünün. Osmanlı ordusuyla
beraber, savaş meydanında bulunuyor.


</blockquote>




<blockquote>
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul surlarının önüne geldiğinde, 300 kişilik
mehter takımında, 100 zurna, 70 davul durmadan çalıyor; kalp ve ruhları
coşku ve heyecana getiriyor. Okmeyda'nındaki ikinci mehter de Haliç
surlarına hücum eden kıtaların harp şevkini artırıyordu. Gök gürültüsünü
andıran korkunç ve insanın içini ürperten sesler çıkarıyorlar, topların
seslerini bile susturuyorlardı. Yine Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'a
giren muhteşem zafer alayının ortasında, gözlerini yıkılmış surlara
dikti, sonra atını ileri sürdü. Maiyet bölükleri, yeniçeri arkasındaki
mehteran, davul ve zurnalarını çalarak devirler açıp kapayan, asırlar
önce müjdelenmiş olan bu mutlu güne mutluluk katıyor ve cenk havası
çalıyordu. Zaferlerden sonra ezan okunur ve mehter çalınırdı.


</blockquote>











Avrupa'da Mehter Musikisinin Ne Gibi Etkileri Olmuştur?


<blockquote> 18. Asırdan itibaren birçok memleketlerde mehteran bölüklerinden etkilenerek buna benzer gruplar kurulmaya başlanmıştır.

Bestekâr Mozart ve Haydn da mehter müziğinden ilham alarak meşhur bestelerini meydana getirmişlerdir.




Büyük Alman
bestecisi Beethoven'in büyük senfonisinin son bölümü, mehterin kösüyle,
davulu ve zurnasıyla seslendirilmiştir. Beethoven'in Türk Marşını
mehterin bir cenk marşından adapte ettiği bilinmektedir.




Yine
Avusturyalı Bestekâr Mozart'ın, Türk askerlerinin hatıralarını terennüm
eden Allah Allah seslerini nakarat halinde kullanarak, Türk Marşı diye
bir eser meydana getirdiği de vakıadır.



</blockquote>




<blockquote>
Alman bestekârı Wagner bir mehter konserini dinlerken heyecanlanmış,
kendisini tutamayarak " İşte musiki buna derler" diye mehter hakkında
hissiyatını ifade etmiştir.


18. YY. içinde
Avusturyalılar ve Prusyalılar, daha sonra Ruslar, Almanlar ve Fransızlar
mehter teşkilatından etkilenerek mızıka takımları kurmuşlardır.



</blockquote>





Mehterin Tarihçesi


<blockquote> Mehter Dünyanın ilk ve en eski alaturka Ordu bandosudur.

Hun'lar
zamanındaki adı Tuğ olan ve vurmalı sazlarla nefesli sazlardan oluşan
askeri mızıka okulunun Fatih'ten sonra aldığı isim, Hun'lardan beri Türk
savaş tekniğinin vazgeçilmez unsuru olan askeri müziğin amacı, çok
uzaklardan duyulan ve gitgide yaklaşan gök gürültüsüne benzer yabancı
bir müzmin sesiyle düşmanın moralini bozup savaşacak güç bırakmamak,
düşmanı teslim almak suretiyle harbi en kısa zamanda bitirmek ve böylece
bir bakıma insan kıyımını önlemektir.




Dünyanın en
eski askeri bandosu olan mehtere ilk olarak Orhun Kitabelerinde
rastlanmaktadır. Bu kitabelerde “Kübürge” ve “Tuğ” olarak anlatılan
askeri bandonun,11. yy. yazılmış Divan-ü Lügat-it Türk’te Hakanların
huzurunda müzik yaptığını anlatılır. O zamanlarda küvrük (kös), tomruk
(davul), çenk (zil) ve nay-i Türkî adındaki sazlardan oluşan “Tuğ” lar,
savaşlarda ve özel günlerde müzik yapmaktaydılar. Ayrıca “Tuğ” Türklerde
hâkimiyetin de sembolü olmuştur.



</blockquote>




<blockquote>
Selçukluların T'abılhâne veya Nevbet hane dediği bu kurumda Hunlardan
beri ikisi nefesli, dördü vurmalı altı temel çalgı yer almıştır:
İslamiyet ten sonra adları zurna, boru (nefir veya şahnay), çevgan, zil,
davul ve kös'e çevrilen yurağ, boygur, çöken, çanğ, tümrük ve küvrük.
Savaşta ordunun önünde giden kös, davul, nakkare, zil, çevgan, çalpara,
çengi harbi, zurna ve boru gibi yüzlerce vurmalı ve nefesli çalgının
çalacağı müzik, savaş, tören ve oyun (spor) amaçları için özel olarak
bestelenirdi.


Osmanlı
imparatorluğuna Anadolu Selçuk Türklerinden geçmiştir. Şöyle ki Osman
Gazi'nin kurduğu Beylik; Bizanslılara karşı birçok önlemli savaşlar
kazanmış olup topraklarını genişletmiştir. Bu savaşlar neticesinde Osman
Gazi'nin, Selçuklu hükümdarı Aladdin Keykubat'a yararlığını göstermek
ve bu savaşlarda kazandığı bazı harp ganimetlerini Selçuklu Hükümdarına
hediye olarak göndermiştir. Bu arada İnegöl kalesini de kuşatarak
beyliğine dâhil ederek büyütmüştür. Bu olaylardan çok memnun kalan
Anadolu Selçuklu Hükümdarı adamlarında Kara Balaban Çavuş vasıtasıyla
1284 tarihinde Osman Gazi ' ye bir ferman göndererek kendisini kutlamış
ve Emirlik payesi ile İstiklal (Egemenlik) sembolü sayılan Tuğ, Âlem
Tabıl (Davul) Nakkare (Çiftenara) Hakkaniyeti, Adaleti temsilinde Ak
(Beyaz) renkte sancak göndermiştir. Osmanlılarca Tablı Ali'i Osman adı
ile anılan ilk mehter nevbeti (Konser) 1289 tarihinde Bileciğin bir
kasabası olan söğüdün büyük Mescit meydanında Osman Gazi ve silah
arkadaşlarının huzurunda bir ikindi vakti ayakta dinledikleri bir nevbet
(Konser) ile Osmanlının hazarda ve seferde çok büyük hizmetler verecek
olan Mehter takımı kurulmuş olur.




Osman Gazi ve
silah arkadaşlarının ayak üzere dinledikleri bu nevbet (Konser) Selçuklu
hükümdarına gösterdikleri hürmetten dolayıdır. Bu adet Osman Gazi'den
sonraki Padişahlarca da devam etmiştir.



</blockquote>






<blockquote>
Mehterin aynı makamda birçok parçayı art arda çalıp söylemesine nevbet
vurma denirdi. Önceleri günde beş kez her namazdan önce nevbet vuran
Mehterhane-i Hakanı, II. Mehmet döneminde yalnız ikindi namazlarından
önce çalmaya başladı. Bunun dışında cüluslarda, kılıç alaylarında, zafer
müjdesi geldiğinde, arife divanlarında, şehzade ve sultanların doğum ve
sünnet düğünlerinde de çalardı. Barış zamanında özel yerinde çalan
Mehterhane-i Hakanı, seferde padişahın (o yoksa serdarın) çadırı önünde
nevbet vururdu. 17. yüzyılın sonunda ve 18. yüzyılda Topkapı Sarayı'nda
Demirkapı denen yerde, ayrıca Eyüp sultan, Kasımpaşa, Galata, Tophane,
Beşiktaş, Rumelihisarı, Yeniköy, Kavak, Beykoz, Anadoluhisarı, Üsküdar
gibi semtlerde geceleri yatsı namazından sonra ve halkı sabah namazına
kaldırmak için güneş doğmadan hemen önce nevbet vurulurdu.


Bu olayı tevid eden Hadidi tarihinde şöyle der:




Henüz (Halen) Var Padişahlarda Adet Ayak Üzre Dinlerler Çalınsa Nevbet



Mehter takımı
yüzyıllar boyunca 3 kıtada Asya, Afrika ve Avrupa'da hazarda ve seferde
önemli görevler yapmıştır. Bilhassa savaşlarda Türk ordularına verdiği
heyecan ve kahramanlık ifade eden Mehter musikisi marşları ile Türk
ordusu karşısında bunalan düşman orduları Türk Sancağından önce Mehter
takımına hücum ederek onu susturup saf dışı bırakma faaliyetlerine
girişmişlerdir.



</blockquote>




<blockquote>
16, 17 ve 18. yy.da yetişen Bestekâr ve icracıları eliyle askeri musiki
sanatının zirvesine ulaşan mehter musikisi hem savaşlar, hem Osmanlı
elçi veya heyetlerine eşlik eden şatafatlı takımlar münasebetiyle
tanındığı Avrupa'da önce ordu birliklerini, sonra da bestecileri
etkilemekte gecikmedi. Daha 1683'te Viyana'ya yürüyen Jan Sobieski'nin
ordusuna mehter etkisiyle vurmalı çalgı arttırılmış bir askeri bando
eşlik etmişti. Batılıların çoğunlukla Yeniçeri müziği anlamına gelen
terimlerle adlandırdıkları mehteri ilk uygulayan Lehler oldu (l741):
Avusturya, Rusya, Prusya ve İngiltere de arkalarından geldi.


Daha sonra mehter, bünyesinde barındırdığı sazlardaki değişikliklerle kapatıldığı 1826 tarihine kadar gelişmesini sürdürür.




Mehterhane
1828'de II. Mahmut tarafından kapatılmış, bunun yerine III. Selim'in
yakın dostu Napolyon'un emekli bando subayı Giuseppe Donizetti'ye
Mızıka-i Hümayun adlı Batı kopyası saray bandosu oluşturulmuştur.



</blockquote>




<blockquote>
Dünyanın ilk askeri bandosunun tekrar yaşatılmaya başlanması ise Eski
Yeniçeri bandosunu ve ordusunu sembolik olarak temsil etmek için mehter:
1914 yılında askeri müze bünyesinde yeniden kurulmuştur. Bu dönemde
Mehter musikisini icra eden icracılara ek olarak, bir tuğ takımı ile
yeniçeri ortalarını sembolik olarak temsil eden tarihi birlikte mehtere
ilave olmuştur. Böylece askeri müzede faaliyete geçirilen mehtere tarihi
bir hüviyet kazandırılmıştır. 1.Dünya savaşı, Kurtuluş savaşı ve
Cumhuriyetin ilk yıllarında askeri müzede varlığını sürdüren mehter:
1935 yılında tekrar kaldırılmıştır.


1952 yılında
ise askeri müze bünyesinde Mehter takımını yeniden kurdurularak daha
sonraki yıllarda kurulacak Mehter takımlarının da önünü açmıştır. Bu
tarihten sonra da Cumhuriyet Türkiye’sinde günümüze kadar yaşatılmıştır.



</blockquote>

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Mehter Nedir | Mehterin Tarihi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Tomatis Metodu nedir?
» Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 3. Ünite toplu bütün konular
» psd nedir nasıl kullanılır? psd hakkında soru cevap?
» tarihi ipek yolu
» Protokol nedir ve LAN protokolleri nelerdir?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: DÜNYA VE TÜRKİYE :: Türk Tarihi-
Buraya geçin: